Oslo Dağ Evi

Orman içinde  özenle inşa edilmiş ahşap bir ev,

hemen önünde içi balık dolu bir göl,

at ve koyun yetiştiren komşular üstelik şehre de yakın.

Bunları arka arkaya söylediğimde kulağa

toplu konut reklamı gibi geliyor.

ser1

    Oslo merkezden çıktığımız yolda

“dikkat geyik çıkabilir” tabelaları eşliğinde

Hønefoss kasabasına yakın Jevnaker bölgesine doğru ilerliyoruz.

Burda geyiğe moss deniyor büyük bir hayvan,

Norveçin simgelerinden biri.

Maalesef bezen bu ürkek ve iri hayvana arabalar çarpıyormuş.

Tanıştığım biri yaşadığı kazada arabasına saplanan

boynuzun resmini gösterdi,

iyi haber araba pek iyi durumda olmasa da  geyik sağlammış.

Dikkatli dikkatli ileriliyoruz.

Çamurlu bir yola sapıyoruz ama toprak donuk saplanmadan ilerliyoruz.

ser2

   Norveç’te bu tarz kulübelere hytte,

ingilizcede ise mountain kabin deniliyor.

Geleneklerin yaşatıldığı ve hafta sonu tatillerinin yapıdığı orman evleri.

Kuzenimin dedesine ait  eve girdiğimizde ortam bir müze kadar düzenli ve soğuk. Hemen yaktığımız şömine hemen atmosferi canlandırmaya yetiyor.

ser8

Evin sahibi Birger Høgnes evi birkaç akrabasıyla birlikte inşa etmiş.

Mobilyaların  çoğu yine kendi elinden,

koltuktan avizeye her şey ahşap.

Büyük baba burayı kışları daha çok seviyormuş

motorlu kar küreme makinesinden tut buzu delip balık avmaya

yarayan bir delgi bile var.

ser3

 Ahşabın her rengine ve dokusuna sahip bir orman evindeyim.

Etrafımı saran duvarlar havayı ve suyu kirleten

çirkin bir çimento fabrikasının ürettiği  tuğla ve betondan oluşmuyor.

Bu duvarlar, nemli toprağa   düşen filizlerin, karanlık ormandan

aydınlık gökyüzüne ulaşma çabasıyla  oluşturduğu,

güçlü, sağlam ağaç gövdelerinden oluşuyor.

ser7

Bu duvarları, çatı ve döşemeleri, kadim kuzey ormanın  fertleri,

bizim gibi hücrelerden oluşan,

bir zamanlar canlı olan varlıklar oluşturuyor.

ser11

   Ev o kadar sessiz ki fısıldamaya yakın bir ses tonuyla bile

rahat  sohbet edilebiliyor.

Nefes alırken  kendi göğsümden çıkan sesi kolaylıkla  işitiyorum.

İnsanın kendiyle iletişim kurabilmesi vücudunu

ve düşüncelerini dinleyebilmesi için bazen bu sessizliğe ihtiyaç var.

Sanatçıların büyük eserlerini üretebilmek için

neden inzivaya çekildiklerini anlıyorum.

ser10

Sessizliği  önce midemizden gelen gurultular

sonraysa şömine ateşinde pişen patlayan sosislerimiz bozuyor.

İçinde peynir olan sosisler piştikçe patlayarak ses çıkartıyor.

Evden ayrılmadan önce her şeyi bulduğumuz gibi bırakıyoruz.

ser9

Özellikle şöminenin yanındaki odunları tamamlamak çok önemliymiş.

Bi sonraki ziyarette havanın kötü olmasına karşı hazırlıklı olmak gerekiyor,

Ee tabi burası  Norveç.

    Salonda otururken kendimi bazen Viking dizisinden bir bölümde

bazende bir masal kahramanının evinde hissettim.

ser4

Serhat Kocaerol’dan daha fazla yazı için; SerhatKocaerol.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s