Aslanlarin diyari ucsuz bucaksiz duzluk : Serengeti

Karibu! Launch boxlarınız hazırsa haydi yola,

daha 5 saat yolumuz var my queens!

Evet sabah saatin 8’i ve tank kıvamındaki Toyota’mıza yerleşip

Tarangiri National Park‘i terkederek

Serengeti‘ye doğru yola çıkıyoruz.

IMG_1576.JPG

Bu sefer toza bulanmayacağım, hazırlıklıyım!

Yolda asfalt ve tank arabamızda da klima yok,

tek serinlik kaynağı buz, boxtaki biralar!

 

IMG_1577.JPG

Dünyanın en büyük krateri Ngorongoro‘ya doğru ilerliyoruz.

Köylerden yerleşim yerlerinden geçiyoruz.

IMG_1575.JPG

Toprak bir kıpkırmızı oluyor, bir sapsarı.

Korkunç bir fakirlik var.

Evler, dükkanlar rengarenk, 2metrekarelik, sıra sıra yollar boyunca.

Üstlerine mavi, lacivert kumaş geçirmiş yerliler,

yollarda sıska sığırları güdüyor.

IMG_1566.JPG

Bir okul çıkışı sanırım, uniforma giymiş çocuklar,

yol kenarında koşuyor.

Taşıt olarak, hindistan tipi minibüslerle yolculuk yapılıyor.

Bihayli bisiklet ve motosiklet var.

Yol kenarında meyve ve

kullanılmış ayakkabı-giyecek pazarları sıra sıra.

Makinamla sürekli deklanşöre basıyorum.

IMG_1565.JPG Ngorongoro‘ya yaklastıkça bitki örtüsü değişiyor.

Büyük ağaçlar, devasa kuşlar, maymunlar yolumuzun üstünde.

Sanki Afrika bitti, Amazon’a geldik.

IMG_1578.JPG Tırmanmaya başlıyoruz.

Dağa tırmandıkça altımız yemyeşil büyük bir orman,

“Kimbilir şu an o ormanda kac çita ve aslan dolaşıyodur”

diyorum kendi kendime.

Bu seyahatte amacım en büyük kediyi yakından görmek,

hem de mümkünse en yakınından.

Serengeti‘ye ulaşmak için

Ngorongoro National Park‘in kenarından geçip

toz toprak ve çakıldan oluşan bir düzlükte,

2saat ilerlemek gerekiyor.

Bunu daha tabii bilmiyoruz,

o yüzden yeryüzü tabanından nerdeyse

gökyüzüne değmeye çalışan ağaçlara bakmakla meşgulüz.

Ngorongoro Park girişinde kısa bir mola veriyoruz.

Araç yolcu ücretini öderken Jason,

biz de kraterin muhteşem görünüşünün

panaromik fotolarını alıyoruz.

Bu mevsimde krater gölü kuruduğu için

sürekli buharlaşma olmakta tabanda.

Bizim durdugumuz yer dağın zirvesi olduğu için çok soğuk,

rüzgarlıklarımızı ve dürbünümüzü alıyoruz.

Aşağıda krater gölü ve çevresinde iri leke halinde

dev bizon sürüleri ilerlemekte.

Ngorongoro Krateri’nin içine dönüş yolunda ineceğiz.

Selfieleri çekip babunların arasından tankımıza biniyoruz.

IMG_1569-0.JPG Dağın zirvesinden aşağı, Serengeti’ye inen yol

tamamen volkanik bir oluşum.

Sağda solda sığır otlatan Masai yerlileri

ve yüzlerini Hallowen makyajı gibi boyamış oğlanlara rastlıyoruz.

Herkes el sallıyor araç geçerken.

Arabada hersey sallanıyor sarsılıyor devriliyor.

Hele önde başka bir araba varsa, bir de onun tozu ekleniyor.

İlk kez sıcağı hissediyorum.

Üzerimdeki keten gömlek hafiften gri olmuş tozdan. Yine de keyifli.

Yol boyunca lastik patlatmış, radyator delmis araclar görüyoruz.

İçimden Jason da kesin bizi yolda bırakacak diyorum.

Deli gibi gazliyor çünkü!

Lunch boxtaki yoğurtlar muhallebi oldu bile çoktan  :))

IMG_1583.JPG

Vadide ilerlerken sağda tek başına bir zürefa görüyoruz.

Öyle tek başına yürüyor. Film seti gibi.

Jason “Masai Köyü’ne uğramak ister misiniz?” diyor.

Olabilir diyor ve bu gezinin tek hatasını yapıyoruz.

Masai Köyü, tamamen turistik ve gereksiz folklorik bir olay.

Köyde herkes bahşiş pesinde.

Jason da bizden, adam başı 30 dolar alıyor.

Köy doğal olarak kokuyor, su yok, bir şey yok.

Kavurucu sıcakta metrekarelik kulübelerden oluşmuş,

20 hanelik bir çember, bir köye eşit.

Köyde kabile şefinin oğullari turistleri karşılıyor, ingilizce biliyorlar.

IMG_1570.JPG

Köyde tek besili canlı kediler.

Sonradan öğreniyoruz ki kedileri, gece gelen

dev fareleri avlansın diye besliyorlarmış.

Serengeti‘ye varıyoruz sonunda,

uçsuz bucaksız bir düzlük düşünün ve 2 tane ağaç ortasında

İşte Serengeti giriş kapısı burası bir tabela.

 

IMG_1586.JPG Jason aracin tentesini kaldiriyor ve bende ayaga kalkiyorum

elimde durbun sanki her an bir aslan gorecegim!

17 bin km2 lik bir düzlük Serengeti

ve her km birbirinden farkli bitki örtüsüiceriyor.

Volkanik topraktan jungle’a bozkırdan bataklığa

her türlü bitki örtüsü mevcut ve sürekli şaşırmanıza neden oluyor.

Hiçbir canlı görünmezken birden ağaçların içinden,

zarif yürüyüşüyle bir zürafa çıkıveriyor.

IMG_1571.JPG

Serengeti Spa Lodge da konakliyoruz iki aksam.

Tozlu yoldan sonra sıcak duş o kadar iyi geliyor ki..

Kendimize geliyoruz resmen.

Deli gibi acıkmışız, doğru restorana yol alıyoruz.

Otelde odaya kadar gelen minik maymunlar

ve sürekli “Karibu” diyen çalışanların arasındayız.

Daha çok ingiliz turistler var burada.

Herkes gün boyunca rastladığı aslan, çita,

zürafa hikayelerini paylasiyor.

Yemekler lezzetli, uluslararası bir mutfak.

İkinci biraya geçmeden uyku bastırıyor.

IMG_1582.JPG 

Serengeti’de makbul olan sabah erken yola çıkmak,

gözleri açık tutmak ve sabretmek.

IMG_1572.JPG

Toza toprağa aldırış etmeden ayakta durup gözcülük yapmak.

Serengeti’de ilk gün sıfır aslan ve taa uzaktan gördüğümüz

gergadan yüzünden bozulan moralimiz

otele dönerken yolumuza çıkan zürafa ve fil ailesi ile düzeliyor.

IMG_1573.JPG

Sabahin köründe yollardayız tangır tungur.

Ben tepede gözcülükteyim.

O da ne, dibimizde bir dişi aslan!

Sen bütün gün ara dur, rastlayama

sabahın körü otelin yakınında aslanı gör!

IMG_1624.JPG

Öyle bağırıyorum ki “lionnn” diye Jason’ın ödü patlıyor.

Durur durmaz, 5 araba daha geliyor.

İki dişi ve biz karşılıklı bakışıyoruz sabah serinliğinde.

IMG_1625.JPG Ben deli gibi “ayy canımm vs” deyince uyarıyı alıyorum Jason’dan

ve ilerlemeye devam ediyoruz.

IMG_1629.JPG

Bir saat sonra hiç beklemediğimiz bir anda

parketmis duran 8 araç görünce biz de hızlıca yanlarına varıyoruz.

IMG_1627.JPG

 

Çiftleşen bir çifti tam da zamanında basmış oluyoruz.

Tek gözu oldukça zarar görmüş erkek aslan biz ordayken

dişiyle iki kez çiftleşti ama rahatsız olmuş gibiydi varlığımızdan.

IMG_1626.JPG

Yola devam ediyoruz.

Filler ve zürafaların sırtlarını kaşıdığı ağaçların arasından,

Masai yerlilerinin durup sürülerini gözlediği

ve müzik yaptığı tepeye, ordan hippopotamların banyo yaptığı

gölete uzanan muazzam bir göz şenliği yapıyoruz.

IMG_1633.JPG

Her anı birbirinden farklı coğrafyada şaşırmaya devam ediyoruz.

Yorgunluğu hissetmiyorum bile. O kadar heyecanlıyım.

IMG_1631.JPG

Daha önce gördüğüm herseyden çok farklı çünkü.

IMG_1632.JPG

7 dişi aslanın uyuduğu ağaç gölgesi ise

en cok olmak istediğim yer oluyor.

IMG_1630.JPG

 Meraklısına not: Serengeti’nin ortasında bile mola yerinde tuvaletler temiz ve içecek su mevcut.

 

IMG_1637.JPG

Akşam oluyor . Saat 6’da oteldeyiz.

Serengeti Sopa Lodge yine full İngiliz ve herkes biralanmakta.

IMG_1634.JPG

Sıcak duşun ardından biz de ortama katılıyoruz.

Free wi-fi sağolsun, gün içinde çekilen tüm karelerin

en güzelleri anında Instagram’da.

IMG_1636.JPG

Serengeti’ye veda:

Sabah 8 üstümüz tertemiz, toz yola hazırız.

Herşeyi arabada sabitledik. ‘Toza hayır!’ sloganı ile ilerliyoruz.

Ve Serengeti’ye veda zamani son kez

acaba bir aslan görecek miyim derken

yolun kenarında tam da arabanın yanında

uyumuş bir dişiye rastlıyoruz.

Jason gürültü yapıp aslanı uyandırıyor.

Öyle bir bakıyor ki bize…

Sonra dönüp uyumaya devam ediyor.

Evet Serengeti’ye vedamız muhteşem oluyor.

IMG_1638.JPG

 Devamı :

Son bölüm; Ngorongoro National Park ve yıldızlarınn altında Afrika

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s