Lille’e Gidelim

Hadi bir yere gidelim! demem

ve kendimi Lille’de bulmam arasında geçen zaman 24 saatti.

Lille Fransa’nın kuzeyinde, Belçika sınırına oldukça yakın,

ülkenin 4. büyük şehriymiş ki aslında oldukça küçük,

yürüyerek çok kolaylıkla gezilebilecek bir şehir.

Flaman bölgesinin etkisini de yemeklerinde, içkilerinde kolaylıkla görebilirsiniz.

Amsterdam’dan trenle 3,5 saatte ve çok da pahalı olmayan

tren bileti fiyatlarıyla oldukça cazip ve çabucak gidilebilecek bir yer.

Eski ve yeni olmak üzere şehir ikiye bölünmüş.

Yeni kısmı bildiğimiz turistik, kalabalık ve bir popüler dükkanlar zinciriyle dolu bir bölge.

Old Town ise adı üzerinde eski, otantik

ve bir sürü minik minik sokakların, cafelerin dolu olduğu bir bölge.

Lille yerlisi olan arkadaşım tavsiyeler listesinde

mutlaka Old Town’da takılmamızı söylemişti ki çok da haklıymış.

Benim “yapılacaklar liste”mde ise bol bol yemek ve içmek vardı.

Hemen uyarayım; Lille’de öğlen yemeği servisi

12:00-14:00 arası yapılıyormuş.

14:00’ten sonra ağlasanız da tepinseniz de yemek yok.

Gidip fastfood tarzı, ortalama yemekler yemek isterseniz tabii ki var

ama hani bizim güzel esnaf lokantalarımız gibi olan

küçük restoranlar servis yapmıyor.

İşte bu yüzden bir öğlen biraz dandik güdük bir yemek yemek zorunda kalıp,

dondurmayla durumu kurtardım.

Estaminet denilen küçük, lokal ve geleneksel yemekler yapan restoranlar var.

Bunlardan bana tavsiye edileni

ve hatta NY Times’ın da gidin görün dediği; Chez la Vieille.

Mekanın iki şubesi var ve ikisine de öyle elini kolunu sallayarak giremiyorsun, giremedim.

Rezervasyon şart. İlk gün hayal kırıklığı yaşayıp, rezervasyonumu yaptırdım.

Beklemeye değdi mi? Kesinlikle evet.

Anneannelerin eski evi gibi döşenmiş; duvarlarda geyik başlarının,

eski tabloların asılı olduğu ve tavandan kristal şıngır şıngır avizelerin sallandığı ev gibi sıcak bir yer.

Peki ne yemelisiniz?

Carbonnades Flamandes;

yumuşacık, ağızda dağılan, birayla marine edilmiş, uzun süre pişirilen beef .

Ve peynir sevenlerin bayılacağı ekmek üzeri eritilmiş peynir,

tercihe göre bacon ile pişirilen Welsch benim tavsiyelerim.

Ve hayatımda ilk defa içtiğim Fransa’nın ünlü peyniri Maroilles’den yapılan peynir çorbası.

Estaminet ‘t Rijsel ise bir diğer en çok tavsiye edilen

geleneksel yemekler yapan bir restoran.

Vaktiniz var ise onu da denemelisiniz.

Ve tabii ki Fransa diyince akla gelen meşhur pastaneleri…

Öyle çok var ki ve öyle lezzetli kalori bombası tatlılar var ki…

Birazcık dükkanın görüntüsüne,

birazcık içindeki kalabalığa bakarak karar verip

her birinden girip bir şeyler yiyebilirsiniz.

Ben öyle yaptım ve hepsi de güzeldi.

Şöyle oturalım bir 5 çayı partisi yapalım derseniz de o zaman mutlaka Meert’e uğrayın.

Akşam yemeği öncesi veya sonrası l'Imaginaire’nin bahçesinde

bir şeyler içmek de hoşunuza gidebilir ya da

katedralin çevresinde açık havada, sokakta bir şeyler içebilirsiniz.

Hatta belki de süpermarketten aldığınız şarabınızı

katedralin merdivenlerinde oturup içer,

etrafta dans eden, müzik yapan insanları izlersiniz.

Akşam yemeği sonrası dolu mideniz ve artık yürümekten yorulmuş,

şişmiş ayaklarınız düşünülürse bu çok da güzel bir plan olabilir.

Gecenin bir yarısı da karnınız acıkırsa adresiniz; La Chicorée.

Sabaha kadar açık bir restoran, yemekler leziz, yeri merkezi.

Gece 12'den sonra fiyatlar %20 (yanlış hatırlamıyorsam) zamlı.

Lille'in meşhur insanlarını görebilirmişiz burada.

Gördüysem de tanımadım tabii ki ama yemekleri güzeldi

hem de tepede UFO da var oh sıcak sıcak.

Vaktiniz varsa Wazemmes bölgesinde dolaşın, cafelerinde oturun.

Kalabalık olmayan, şehir yerlilerinin hatta anladığım kadarıyla

göçmenlerin çoğunlukla yaşadığı bir bölge.

Şanslıysanız pazar ve perşembe günleri kurulan

meşhur semt pazarına da denk gelebilirsiniz.

Gece 12’den sonra buradaki barlar çok hareketli ve eğlenceliydi.

La Boulangerie Bar’ı çok sevdim ben.

Müze gezmek isterseniz şehrin meşhur güzel sanatlar müzesi

Palais de Beaux Arts mutlaka görülmesi gereken bir yer.

Çok değerli, meşhur ve o bildiğimiz tabloları orada görmek sizi de şaşırtabilir.

Gezi planı son dakikada olunca

konaklama da son dakika ne çıkarsa bahtıma oldu.

Bölgedeki diğer otellere göre oldukça ucuz olan

ve hatta booking.com’da biraz fazla olumsuz yorumlanmış

bir otel olan Mister Bed de Lille diye bir otelde kaldım.

Beklentilerim mi çok düşüktü

yoksa otel mi kendine çeki düzen vermiş bilemem

ama gayet de düzgün bir oteldi.

Temiz, sessiz, yatakları rahat ve merkezde büyük bir sokağın tam ortasında.

E daha ne olsun, aklınızda olsun!

Tembellik yapmayın bol bol yürüyün,

çeşit çeşit biraları deneyin ve geleneksel yemeklerin tadına bakın.

Bu bölgede geziniyor, mesela Paris’den Brüksel’e geçiyorsanız

ve vaktiniz de varsa Lille tam bir

‘hadi biraz oturalım, dinlenelim ama değişik ve güzel yer daha görelim’

şehri olabilir, belki siz de benim gibi tekrar gitmek istersiniz.

Image

 

 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s